8 Şubat 2026 Pazar

Çünkü Lotus Temiz Suda Açmaz

Buraya daha gündelik yazılar yazmak istesem de  dilimden kalbime daha sonrada ellerime bu harfler, kelimeler, cümleler ve hisler dökülüyor. Herhangi bir şeyle ilgilenirken kendimi, kendimi ararken buluyorum. Tuhaf hallerim nereye dalarsam dalayım kendi içimde yürüyorum ve saatler boyunca kimseye rastlamıyorum. Artık içimde kimsenin sevgisi büyütmüyor beni kimsenin yokluğu korkutmuyor. Ne bir sevgiyle karşılaşıyorum, ne kinle, ne de öfkeyle öylece içimin boşluğunda gezinip duruyorum
Kalbimde yer açtığım, içimde sakladığım herkesin kapısını tek tek çalıyorum. Ama karşımda hep aynı şey yalnızca kapı duvar. Kendi sesim bile beni  yankısız bırakıyor. Nasıl bir yalnızlık bu. Bazen dertlerimi emanet edeceğim bir dağ bulmak istiyorum; yaslanıp dinlenmek, beş dakika dahi olsa güvende hissetmek istiyorum.
İçimde çok dalgalı bir denize doğru yürüyüp bağırma isteği var. Uzun zaman önce Instagram’da bir video görmüştüm; biri denize doğru yürüyordu, rüzgâr yüzüne çarpıyor, dalgalarla dövüşüyordu… Ve o an o kadar orada olmak istemiştim ki. O video, sanki benim içimin görüntüsüydü. Sanki bendim o denize yürüyen bunu ilk kez dışarıdan görmüştüm. Adamın da dediği gibi ‘‘Neden Tanrım neden’’ demiştim bende. 
Neden bu kadar yangın taşıyorum? 
Neden içimdeki alevler beni evimin dışına sürüklemek yerine daha da içine çekiyor neden kaçmak yerine daha da içime çekiliyorum. Oysaki hayat beni sürüklemeli, beni dışarıya fırlatmalı ama ben her seferinde daha da içime çekiliyorum.