Buraya daha gündelik yazılar yazmak istesem de dilimden kalbime daha sonrada ellerime bu harfler, kelimeler, cümleler ve hisler dökülüyor. Herhangi bir şeyle ilgilenirken kendimi, kendimi ararken buluyorum. Tuhaf hallerim nereye dalarsam dalayım kendi içimde yürüyorum ve saatler boyunca kimseye rastlamıyorum. Artık içimde kimsenin sevgisi büyütmüyor beni kimsenin yokluğu korkutmuyor. Ne bir sevgiyle karşılaşıyorum, ne kinle, ne de öfkeyle öylece içimin boşluğunda gezinip duruyorum.
Kalbimde yer açtığım, içimde sakladığım herkesin kapısını tek tek çalıyorum. Ama karşımda hep aynı şey yalnızca kapı duvar. Kendi sesim bile beni yankısız bırakıyor. Nasıl bir yalnızlık bu. Bazen dertlerimi emanet edeceğim bir dağ bulmak istiyorum; yaslanıp dinlenmek, beş dakika dahi olsa güvende hissetmek istiyorum.
İçimde çok dalgalı bir denize doğru yürüyüp bağırma isteği var. Uzun zaman önce Instagram’da bir video görmüştüm; biri denize doğru yürüyordu, rüzgâr yüzüne çarpıyor, dalgalarla dövüşüyordu… Ve o an o kadar orada olmak istemiştim ki. O video, sanki benim içimin görüntüsüydü. Sanki bendim o denize yürüyen bunu ilk kez dışarıdan görmüştüm. Adamın da dediği gibi ‘‘Neden Tanrım neden’’ demiştim bende.
Neden bu kadar yangın taşıyorum?
Neden içimdeki alevler beni evimin dışına sürüklemek yerine daha da içine çekiyor neden kaçmak yerine daha da içime çekiliyorum. Oysaki hayat beni sürüklemeli, beni dışarıya fırlatmalı ama ben her seferinde daha da içime çekiliyorum.
Neden içimdeki alevler beni evimin dışına sürüklemek yerine daha da içine çekiyor neden kaçmak yerine daha da içime çekiliyorum. Oysaki hayat beni sürüklemeli, beni dışarıya fırlatmalı ama ben her seferinde daha da içime çekiliyorum.
Zor olsa da düşününce anladım bu durumu eğer yangın insanın içindeyse, ondan kaçamazsın. İçinden dışarıya çıkmak, bir kapıdan geçmek gibi değilmiş. Bazen çıkabilmek için önce yanman gerekir. Belki de kurtulmak için önce kül olman... Ne zaman yeniden doğarım bilmiyorum. Kendini var etmeye çalışmak neden bu kadar sancılı bilmiyorum ama insan en çok kendini doğururken acı çekiyor.
İçimle çekiştiğim bu günlerde yine de her gün umudumu suluyorum. Umarım bir gün lotus çiçeği gibi açar. Çünkü lotus, temiz suda açmaz; bataklığın içinden geçerek büyür. Çamurun içinde filizlenir ama çamura dönüşmez. Belki de ben de böyleyim… Beni büyüten şey hayatın güzelliği değil, içimde taşıdığım ağırlığa rağmen hâlâ vazgeçmemem.
Ve bir gün açarsam, herkes “ne güzel çiçek” diyecek. Kimse nereden çıktığımı bilmeyecek. Bu da kimsenin ne kadar acı çektiğimi görmediği anlamına gelecek. Ama ben yine de büyümeye devam edeceğim
Not: Resim Gemini tarafından kendi fotoğrafımı baz alarak oluşturulmuştur.
Not: Yazım yanlışı harf hatası varsa bunun için özür dilerim. Yazıyı beş dakika içinde kalbimde kaşınan yara yüzünden yazdım.

Bazen bir şeyleri ifade etmek zor oluyor, yine de samimiyetle bunları yazabilmişsin. Keşke yapabileceğim bir şey olsa ama çoğu şey insanın kendinde bitiyor yine. Kendine iyi bak. Lotus bana da hep özel ve güzel gelmiştir.
YanıtlaSilDuygu Özkan, Bu güzel yorumun için çok teşekkür ederim. İyi ki geldin evet yine her şey insanın kendi içinde bitiyor.
SilAcıları acı olarak gördüğümüzde yaşanmaz bir hal alıyor ve bizi yoruyor. Ama yaşananları bir gelişme vasıtası olarak görebilseydik belki daha rahat olurduk.
YanıtlaSilAma zor çok zor.
Ne güzel yazmışsınız. Pardon, hiç yazım hatası da yok. (Sizin deyişiniz) Lotüs çiçeği en sevdiklerimden. Çok özel ve nazlı, nadide bir çiçektir. Ama açınca güzelliğine doyum olmaz.
YanıtlaSilBirikimler patlama noktasına gelmeden boşaltmak gerek değerli arkadaşım. Yazmak en uygun ve rahatlatıcı bir yol.
Bugünlerde toplumda pek çok insan benzer duygular yaşıyor.
Ne güzel sözdür ."Çaresizseniz çare sizsiniz."
Sevgiyle.
Acının içinden geçmek böyle bir şey, çok sancılı bir süreç. Ve hayatta böyle süreçler galiba hep olacak. Seni o kadar iyi anlıyorum ki... Geriye dönüp baktığımda o günlere şükrettiğim de oluyor, hiç şüphesiz ki orada öğrendiklerim beni güçlendirdi çünkü..Ama aynı zamanda " Ne güzel zamanlardı, keşke böyle şeyler olmasaydı da daha farklı şeyler yapabilseydim, hayallerimle ilgili başka adımlar atabilseydim. "diye düşündüğüm de oluyor. Bu su hiç durmuyor :) Tek diyebileceğim, bana o süreçlerde yazmak ve yürümek iyi geldi. Bir de samimi arkadaşlarımla geçirdiğim zamanlar... Sen sana iyi gelenleri biliyor ve yapıyorsun. Umudu suluyorsun ya, merak etme her şey daha iyi olacak. Sarılıyorum sana güzel kadın 🙏💕
YanıtlaSil