Rafımdakiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Rafımdakiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Mart 2026 Cumartesi

Bir Yazar Okursun, Bin Yolculuğa Çıkarsın: Paulo Coelho Okumak

''Eğer buraya gelirsen, saklı bir hazine bulacaksın''

Merhaba Blogdaşlarım,
Okuma alışkanlıklarım arasında sevdiğim bir yöntem var: Bazen bir yazarı seçer ve onun eserlerini peş peşe okumaya çalışırım. Bu benim yazarın beynine girme yöntemim. Böylelikle hem yazarın dünyasını hem de düşünce yapısını daha iyi hissediyorum. Yani okuduğum kitabı tanıyorum, o tadı alıyorum. Kokladığımda hangi fırından çıktığını bilmek hoşuma gidiyor. İleride kendime Kitap Gurmesi demek istiyorum.

İşte böyle başlamışken biraz rotamı Paulo Coelho'ya çevirmek istedim. O zaman okuduğum kitapların bende bıraktıklarıyla bu kapıları aralamaya başlayalım.

İtiraf etmeliyim, hâlâ ismini yanlış telaffuz edebiliyorum. Kitaplarından önce ismini doğru söylemeyi öğrensem iyi olacak.

↭ Veronika Ölmek İstiyor↭
“Mona ölmek istemiyor ama Veronika’nın sorduğu soruların peşine düşmek istiyor.”
Açıkçası bu kitabı biraz daha farklı bekliyordum; kafamdaki senaryoyu hiç karşılamadı. Acaba yeniden ben mi yazsam? Mesela “Veronika Ölmek İstiyor ama Kayseri yağlaması da yemek istiyor” gibi orijinal bir şeyler. 😄 İşin şakası bir yana, Veronika gerçekten hayatının “yeniden başlat” tuşuna basmak istese, bunu bu kadar iyi beceremezdi.

8 Şubat 2026 Pazar

Çünkü Lotus Temiz Suda Açmaz


Buraya daha gündelik yazılar yazmak istesem de  dilimden kalbime daha sonrada ellerime bu harfler, kelimeler, cümleler ve hisler dökülüyor. Herhangi bir şeyle ilgilenirken kendimi, kendimi ararken buluyorum. Tuhaf hallerim nereye dalarsam dalayım kendi içimde yürüyorum ve saatler boyunca kimseye rastlamıyorum. Artık içimde kimsenin sevgisi büyütmüyor beni kimsenin yokluğu korkutmuyor. Ne bir sevgiyle karşılaşıyorum, ne kinle, ne de öfkeyle öylece içimin boşluğunda gezinip duruyorum. 
Kalbimde yer açtığım, içimde sakladığım herkesin kapısını tek tek çalıyorum. Ama karşımda hep aynı şey yalnızca kapı duvar. Kendi sesim bile beni  yankısız bırakıyor. Nasıl bir yalnızlık bu. Bazen dertlerimi emanet edeceğim bir dağ bulmak istiyorum; yaslanıp dinlenmek, beş dakika dahi olsa güvende hissetmek istiyorum.
İçimde çok dalgalı bir denize doğru yürüyüp bağırma isteği var. Uzun zaman önce Instagram’da bir video görmüştüm; biri denize doğru yürüyordu, rüzgâr yüzüne çarpıyor, dalgalarla dövüşüyordu… Ve o an o kadar orada olmak istemiştim ki. O video, sanki benim içimin görüntüsüydü. Sanki bendim o denize yürüyen bunu ilk kez dışarıdan görmüştüm. Adamın da dediği gibi ‘‘Neden Tanrım neden’’ demiştim bende. 
Neden bu kadar yangın taşıyorum? 
Neden içimdeki alevler beni evimin dışına sürüklemek yerine daha da içine çekiyor neden kaçmak yerine daha da içime çekiliyorum. Oysaki hayat beni sürüklemeli, beni dışarıya fırlatmalı ama ben her seferinde daha da içime çekiliyorum.