28 Mart 2026 Cumartesi

Bir Sıfırdan Büyüktür: Haftalık Rapor

Günün hangi saatinde buluşuyorsak, hepinize merhaba Blogdaşlarım.

Bu hafta benim için, kıvrıla kıvrıla ilerlediğim ama bir türlü mesafe kat edemediğim bir dönem gibiydi. Adımlarım beni oyaladı; ileriye taşıyamadı. Bazen hayat bana bir yol ayrımı sunmuyor, aksine yolu gösterip o yolda yürümeye mecbur bırakıyor.

Bayram öncesi telefonlarım hiç susmadı. Arayan firmalardan biri beni fazlasıyla heyecanlandırdı; İmkânsız, burası beni aramaz, dediğim bir yerdi. Önce telefon mülakatı yaptık, ardından yüz yüze görüşme için bir tarih verdiler. Fakat o gün aynı saate başka bir görüşmem vardı. Tarih değişmeyince ikinci mülakatı yine uzaktan yaptık. Üçüncü mülakatın tarihi henüz belli değilken, ben bu sırada başka bir iş görüşmesine daha gittim. Üstelik burası, daha önce birkaç kez arayıp geri çevirdiğim bir eğitim kurumuydu.




Gittiğimde sahibinin hasta olduğunu öğrendim ve görüşmeyi Müdür B. ile yaptım. O kadar tatlı bir kadındı ki ne soracağını bilemiyor, verdiği cevapları toparlamaya çalışıyordu. Görüşme benim için pek olumlu geçmedi. Durumu açıkça ifade edip ayrıldım. Tam çıkmıştım ki telefonum çaldı. Müdür B., kurum sahibinin benimle tekrar görüşmek istediğini söyledi. Kırmadım. Ertesi gün yeniden gittim. Bu kez kurum sahibiyle görüştüm. O kadar hastaydı ki bana sadece, “Seni aramızda görmek istiyorum, pazartesi başla,” dedi. Bir an duraksadım. Nazikçe başka yerlerle de görüştüğümü ve şu an için olumlu düşünmediğimi söyledim. Ama o, istersem pazartesi başlayabileceğimi yineledi.


Eve döner dönmez, beni heyecanlandıran firmayı üçüncü mülakatın tarihini öğrenmek için aradım. Telefonda görüştüğüm bölge müdürü, CV’min yeterli olduğunu ancak açık pozisyonun yalnızca resepsiyon olduğunu ve beni o pozisyonda değerlendirmek istemediğini söyledi. Üç saniye sustum… Sonra sadece “Peki” diyebildim. Tekrardan wp üzerinden o kuruma ait bir numara benden diğer departmanlara dağıtım için CV'mi istedi, attım. Çok geçmeden telefonum tekrar çaldı. Müdür B., “Sizi aramızda görmek isteriz,” dedi. O anki hayal kırıklığıyla, “Aman, bir sıfırdan büyüktür,” diyerek teklifi kabul ettim. Belki de hayırlısı budur diye düşündüm.

Ve  İlk İş Günü Geldi. Beni farklı bir kuruma gönderdiler. Orada hem öğrenci işleriyle ilgilenecek hem koordinatörlük yapacak hem de derslere girecektim. İşi öğrenmek için rastgele birinin yanına oturdum. Çalışma arkadaşlarımın çoğu oldukça tatlıydı; hemen kaynaştık. Derken içeri bir öğretmen girdi ve ilk şüphe tohumunu attı: “İnanamıyorum, maaşları yatırmışsınız. Nasıl oldu da yatırdınız?” Bir an duraksadım. Maaşlar zamanında yatmıyor muydu yani? Üstelemedim. Belki bayramlık bir durumdur diye düşündüm. Yemekhaneye indim. Yemekler oldukça kötüydü; bunu da kişisel damak zevkime verdim. Sonra bir öğretmenle sohbet etmeye başladık. Dayanamayıp sordum: “Hocam, maaşlar zamanında yatıyor mu?” Yüzüme bakıp sadece gülümsedi. Anladım. Yiyemediğim yemeği çöpe döktüm.

Hava almak için dışarı çıktığımda benimle birlikte beş kişinin daha işe başladığını fark ettim. Koyu bir sohbete daldık. İş görüşmesinde bana söylenmeyen, kabul edilemez cümlelerin başkalarına kurulduğunu öğrendim. Bana karşı son derece nazik olan kurum sahibi, yeni başlayanlardan birine: “Sigortayı ne yapacaksın, 64 yaşında emekli mi olacaksın?” demiş. İşte bu cümle nevrimi döndürdü. O gün kurumda yetkili biri olmadığından 3. günü bekledim. Ve herkese  SGK girişimin hala yapılmadığından bahsettim. Yanında çalıştığım kızın zorla e devletini açtırıp çalışma hayatına baktım ve sigortasız çalıştığını gördüm, arkadaşlar lütfen beni yargılamayın. Ben hayatı boyunca bir sürü işte çalışmış okumak için gece vardiyalarında sürünmüş eve iş almış sabahlara kadar üç kuruş için çalışmış ama yeri gelmiş hakkını parasını alamamış bir kızım. 

Bu durum beni öyle bir tetikledi ki telefonumun ses kaydını açıp müdürün odasına girdim. Yeni başlayanlardan iki kişide maaş konusuna takılıp öylece işlerini bırakıp gitmişler. Bende aynı konulara girince müdürün çok başka bir yüzünü gördüm. Eğer biraz pasif biri olsaydım beni çiğ çiğ yerdi. Ama ben onların nazikliğimin ve dilimin sivriliğiyle dövdüm. Onlara biraz hak edilmiş kazanç yani maaşın ne demek olduğunu, sigorta girişlerinin nasıl yapıldığını, bordrolama ve özlük dosyasının nasıl oluştuğunun, iş veren ve çalışan arasında nasıl güven oluşturacağının vs. dersleri verdim hem de bedavaya gerçekten. Normalde diğerlerine yaptığı gibi çalıştığım gün kadarını vermeyip beni kapı dışarıya edecekti ama  Mona artık aptal değil tüm paramı kuruşuna kadar aldım ve öylece çıktım diğer yeni başlayanların aklını karıştırmak için ben daha gitmeden onları odaya aldı haklarını savunabildiler mi bilmiyorum. 

Benden önce işini bırakıp giden çalışanın, müdürün  ''ödenecek kredilerin varsa paranı almak için diretirsin illa ki yatırırlar'' cümlesinden dolayı çıktığını duydum. Bu cümle normal bir cümle olmadığı için hemen bir araştırma yaptım dönen sermayenin faize yatırıldığını ve oradan gelen kazançla maaşların ödendiğini öğrendim. Yani daha neler görecekmişim duyacakmışım. 

İşte böyle asalak bir hafta geçirdim dostlarım. Evet, bir sıfırdan büyüktür ama her zaman kazançlı değildir. Bana şans dileyin; bir yer daha CV’ mi istedi… Umarım bu kez gerçekten “kurumsal” kelimesi sadece tabelada kalmaz da, içerikte de karşılığını bulur.
Belki de mesele doğru yeri bulmak değil, sonunda doğru yerde kalabilmek.
Bir sonraki rapora kadar görüşmek üzere.

35 yorum:

  1. Ne insanlar var gerçekten. Sürekli böyle tiplerle uğraşmak da zor. Gönlüne göre iyi bir yer olur İnşallah.
    Ben iş görüşmelerine bile çağrılmayan, dikkate alınmayan biriydim. Yıllar sonra çok şükür atandım, her şey geride kaldı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. duygu özkan, adına o kadar sevindim ki anlatamam benim atanmaya olan inancım kalmadı açıkçası.

      Sil
  2. Ahh canım zaten hakkını almasan sonra nasıl alacaksın bence iyi yapmışsın insanı enayi yerine koyuyorlar eğitim vermeye gittiğim yerlerde bile karşılaşıyorum ooo hangi kurumsal yerlerde hem de isimleri duysan şok olursun gönlüne göre olsun ışığın hiç sönmesin canım boşver

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel yorumun için çok teşekkür ederim

      Sil
  3. Sanki vahşi doğada yaşıyoruz ve her an tetikte olmak zorundayız. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle öyle iş ortamı vahşi bir alan gibi her an dikkatli olmalısın yoksa av olursun

      Sil
  4. Müdür B kafayı koymuş ille de almış seni ama orası nasıl bir yermiş öyle ya. Erken kurtulmana sevindim. Tepenin atması çok normal ben de çok tetikleniyorum böyle durumlarda. Keşke haksızlıklar olmasa herkes hakkını alsa ve hak ettiği muameleyi görse

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle öyle halbuki oradaki herkeste hakkıyla çalışıyordu ilahi adalete bırakıyorum vicdansızları

      Sil
  5. O kadar haklısın ki tepkinde, ben de olsam böyle tepki verirdim, belki daha fazla. İş ahlakı kavramından kimse haberdar değil artık ve bu da can sıkıcı oluyor.
    Çok daha güzel iş imkanlarıyla karşılaşacağına eminim😊

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ece Gamze, güzel yorumun ve temennin için çok teşekkür ederim

      Sil
  6. Özel kurumlar böyle malesef. Dişli olmak lazım. Hakkınızda hayırlısı olsun, bol şans.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Açıkçası böylesiyle ilk defa karşılaştım ama yorumun için teşekkür ederim

      Sil
  7. Hakkını araman çok doğru olmuş kardeşim inşallah en yakın zamanda güzel bi yerden teklif gelir görüşmeler istediğin gibi geçer😌

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hümeyra Özkan, çok teşekkür ederim canım kız kardeşim 🫂

      Sil
  8. İş bulmak çok zor, gençlere kolaylık diliyorum. Kızım da oğlumda pek çok şey gördüm iş bulma aşamalarında ya da çalıştıkları işlerde. Sessiz kalmamak lazım. Hakkını aramak haktır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. *mehtap, kesinlikle öyle bir çok yerde çalıştım çok mobbinge maruz kaldım ama her zaman işimi doğru yaptığım için hak edilişimi taktirle aldım. İlk defa maaş vermeyen bir yer tecrübe ettim. Umarım her şey kuralına uygun usulünce ilerler

      Sil
  9. İlahi adaletin er yada geç tecelli etmesi gibi bir huyu vardır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bread &salt işte buna çok inanıyor ve güveniyorum

      Sil
  10. bizim ülkenin halleri bunlar işte, bedavaya çalıştırmak isterler yani :) hayırlısı, nasıl olsa bulursun başka iş ama evet yerleşik kurum olsun :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bende öyle düşünüyorum deep keyfimi bomboş yerler için bozmak istemiyorum 🤍

      Sil
  11. Maalesef ülkemizin kurumsallık kelimesini bilmediği anlar tabii bunlar. Umarım kısa sürede istediğiniz şekilde bir iş bulursunuz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Alpirik, güzel yorumun ve temennin için teşekkür ederim

      Sil
  12. Can sıkıcı gerçekten, ben de buna benzer bir durum yaşamıştım. Umarım bundan sonraki süreçte gerçekten emeğinin karşılığını alabileceğin, kendini güvende hissedeceğin bir yerle karşılaşırsın. Yazının sonunda dediğin gibi mesele sadece bir yer bulmak değil, doğru yerde kalabilmek… Umarım bir sonraki raporunda içe sinen bir başlangıcı okuruz. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kayıp Fısıltı, herkesin hayatında bir karşılaştığı bir durum ama ben bu kadar bariz bir yer hiç görmemiştim iyi bir tecrübe oldu benim için. Çok teşekkür ederiim

      Sil
  13. İnsanların çaresizliklerini sömürenlerden nefret ediyorum,çok iyi yapmışsın hakkını aramakla

    YanıtlaSil
  14. Bence de hakkınızı aramakla çok iyi yapmışsınız. Ne yazık ki her iş yerinde var bu tür problemler. Çalışan kişilerde dahil. Benim iş yerimde çok var bu türden bu kafadan insanlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Jane Bovary, ben ilk defa böyle bir yerle karşılaştım hatta bugün arayıp tekrardan görüşmek istediklerini söylediler toksiklik her şirket içi mevcuttur ama bu kadarını beklemiyordum. Hakkımızı alabildiğimiz güzel günleri görmek dileğiyle diyelim o zaman yorumun için teşekkür ederim

      Sil
  15. Bu düzen, insana hakkını aramayı ve korumayı öğretiyor maalesef. Bence çok iyi yapmışsın. Eninde sonunda yazdığın gibi "kurumsal" bir yer bulacaksın. Kolaylıklar diliyorum. <3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Momentos, çok teşekkür ederim hem güzel yorumun hem de desteğin için

      Sil
  16. bireysel çalışırken, çok eskiden, insanların sözüne güvenirdim. o kadar çok yerde param kaldı ki. insanlar daha ne kadar alçaklaşacak merak ediyorum doğrusu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. burcu, Benimde paramın kaldığı yerler oldu insan tecrübe sahibi olunca kendini korumaya alıyor güzel yorumun için çok teşekkür ederim

      Sil
  17. Geçmiş olsun, iş hayatında böyle şeyler benim de başıma geldi ve hep sizin gibi davrandım. Ama gönül isterdi ki devlet bu kurumları denetlesin, köle çalıştırıyor gibi davranan, sigorta bile yapmayan işverenlere cezaları kessin.
    Sakın moralinizi bozmayın, bir kapı kapanırsa mutlaka daha güzel bir kapı sizin için açılacaktır. Sevgilerimle, bol şans. 🙏🏼✨

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evde Yazar, çok çok çok teşekkür ederim. Aslında şikayet etmek de bir seçenek ama insanları o kadar kendilerine köle edip bağlıyorlar ki insan paramı alıp kurtulayım diye bakıyor. Ve çark bu şekilde devam ediyor.

      Sil
  18. Muito bem.
    Por vezes há portas que se nos abrem quando menos esperamos... só há que ponderar sobre que luz essa porta nos mostra.
    Boa sorte!

    YanıtlaSil